23 Mayıs 2013 Perşembe

Alış Verişin Nabzı ve Aşık Olunan Ayakkabı! - Graz Seyahat Notları

Hani burada bahsettiğim bir alış veriş merkezi vardı ya, orada buldum daha önce internetten görüp aşık olduğum ayakkabıyı!

 
Kastner Öhler alış veriş merkezi Graz'ın kalbi. Hernekadar klasik işlemeli duvarlarıyla eski bir bina izlenimi verse de aslında geçmişe çok güzel uyarlanmış yeni bir bina.
 
Alışveriş merkezi Giriş katı + 5 kattan oluşuyor.

 
Ürünler sıkış tepiş değil, rahat rahat sergilenmiş, her markanın ayrı standı var ama markaların ayrı ayrı dükkanları yok, herşey tek bir çatı altında.


 
 
Ortam o kadar güzel ve ferah ki ürünlere çok rahat konsantre olabiliyorsunuz. Ne yüksek sesli müzikler ne de sürekli "ne bakmıştınız" diye soran çalışanlar var.
 
Yalnız sadece kalburüstü markalar bulunduğu için öyle uygun fiyatlı günlük yapıverdiğimiz alışverişlere uygun bir yer değil.
 
 
 
Gelelim aşık olduğum ayakkabılara! Tam alış veriş merkezinden ayrılmıştık ki vitrinde daha önce Tasarım Yağıyor facebook sayfasında da paylaştığım ve hayran olduğum bu ayakkabıları gördüm.
 
Bu tasarım harikası ayakkabı Julien Hakes imzalı.

Ah biraz daha uygun olsaydı fiyatın...
 
Öyle gözlerim arkamda iç çekerek vedalaştım aşkımdan...
 
Alış veriş merkezinden sonra şehrin nabzını yoklamaya gidiyoruz.

Swarovski'nin binasına hayran kaldım!!! Sanırım ben çok daha önce doğmalı, o dönemlerde yaşamalıymışım. Tabi çamaşır-bulaşık makinası, cep telefonu ve internetin olması koşuluyla :p
 
Avusturya'nın bir çok yeri gibi Graz da buram buram tarih kokuyor...

 
Graz Opera Evi
 

Burası alış verişi bol bir sokağın girişi!

 
Bu mağazada masal diyarından kalma geleneksel kıyafetler var.
 
Geleneksel gelinlik ve damatlık
 

 
 
ve fiyatları
 
 
Bu da miniklerin geleneksel kıyafeti :)



SEIDL'den ayrılmak da biraz zor oldu. Onlara bakarken bile kendimi bir masalda hissettim, neyseki fiyatlar insanı hayatın gerçeklerine uyandırıyor :)
 
Yine bir antikacı bulup vitrinine yapıştım!


Yürümeye, binalara hayran kalmaya devam..




 
Artık hayli yorulduk parkta oturup yılın ilk dondurmasını yeme vakti! Uyy soğukmuş :)

Okadar çok yürüdük ki artık yorgunluktan gözümüz birşey görmez oldu. Biz de trenimize daha zaman olmasına rapmen gara gittik. İlk defa trende business class'ta seyahat ettim ki trende de business class olduğundan haberim bile yoktu. Heralde business class'a hiç talep olmadığı için birden fiyatları ekonomi class'ın da altına düşmüş. Hiç kaçırır mıyız? Hemen aldık!!! :) Kıssadan hisseye, bilet alırken gözünüzü koccamaan açın! ;)
 
Bana kalsa garda banklarda ya da bir kafe de beklerdim ama business class'tan daha önce haberdar olan "koca" dedi ki hadi business lounge'a gidiyoruz. Vuuu dedim o da mı var :) Lounge'a gidip ücretsiz internet, gazete, yiyecek ve içecekler eşliğinde günün yorgunluğunu attık :)

Trende çok az insan vardı, adeta treni kapatmıştık :)

Eee herşey bu kadar yolunda gitmemeliydi, bir kaza nedeniyle tam 2 saat gecikme yaşadık :(

Neyse ki tatları muhteşem olmasa da trende yemek servisi vardı. Hatta gecikme nedeniyle özür dilemek için birer içeceği ücretsiz olarak servis ettiler.
 
Graz maceramızın böylece sonuna geldik efendim. Burada bahsettiğim kilidin hikayesi aklımda, onun için de bir post hazırlayacağım, okumaya beklerim ;)
 
Sevgiler.
 
 
Facebook sayfamıza da beklerim, orası çoook renkli , TIK :)
 
Bu post da ilgini çekebilir ;)
 
 
 

10 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı, fotoğraflar içimi açtı, teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ziyaretin için ben teşekkür ederim, yine beklerim :)

      Sil
  2. ayakkabı gerçekten aşık olunası canım binalar da öyle gidip görmüş kadar oldum :) teşekkürler paylaşım için :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğenmene çok sevindim tatlım, inşallah sen de gider görürsün :)

      Sil
  3. Ne güzel yerler geziyorsunuz inşallah bende bir gün böyle seyehat edebilirim ayakkabılar gerçekten muhteşem sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gezmek çok güzel umarım herkesin böyle güzel yerleri görme fırsatı olur :)

      Sil
  4. cnm selam :)
    cok sasırdım cunku inanmayacaksın ama bak ben kasım ayında bu ayakkabıları londra'da vitrinde görüp fotolarını cekmiştim hatta bana soranlar olmustu ne marka diye ama markasını bilmiyordum, bir göz at aşağıda bak, farklı renkleride var, fiyat aynı sanırım aşağı yukarı 155-175 pound benim gördüdklerim :)


    http://rainbowgatherer.blogspot.com/2012/11/londrada-ne-moda-whats-hot-in-london.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok şaşırmadım tatlım, gördüğüm kadarıyla ikimizin bakış açıları birbirine çok benziyor :) O ayakkabıyı ben geçen sene internette keşvetmiştim, vitrinde görünce resmen çığlık attım :) Orada 200Euro idi aslında böyle bir tasarım için çoook da uçuk bir fiyat değil de öncelikler sözkonusu tabi :)
      Londra postunu da okudum bu arada, şuan alış veriş istahım inanılmaz kabarmış durumda :)

      Sil
    2. Evet çok benziyor bakış açımız.Kesinlikle böyle bir tasarım için ucuz bu ayakkabılar, Alexander M.Queen gibi birşey uçuk kaçık :) ama haklısın öncelikler işte =) Ya sorma alışveriş dimi , yeni sezon geldi yine bir bahanemiz var yeni şeyler almaya, bahaneler hiç bitmiyor :)))

      Sil
    3. aynen öyle zaten her sezon başı dolabımı açtığımda klasik cümlem: "Giyecek hiçbirşeyim yok!"
      Yıllardır alış veriş yapıyorum hala giyecek hiçbirşeyim yok :)

      Sil